Circe, Madeline Miller

I love to read all sorts of reviews, blog posts, book club notes; watch films and TV series on books that get me thinking. But most fulfilling are well written fan fiction novels. Circe is a very successful representative of this sub-genre. Continue reading Circe, Madeline Miller

Books I Read in 2018

For an obsessive compulsive reader like myself, every year begins – among others – with a goal to read certain amount of books of certain genres. However during the year, this goal gets derailed by my impulsive reading of a flashy new novel or a non-fiction topic that I find attractive as I find myself pressing the download button on my Kindle. Continue reading Books I Read in 2018

Cesur Yeni Dünya ve 1984

1990’larda lisedeyken bizler için 50 yıl sonrasını anlatıyor gibi görünen Cesur Yeni Dünya’yı okumuştuk, annemler ise 1960’larda günümüzdeki otoriteryen devletlerde uygulamalarını gördüğümüz 1984’ü okumuşlar. Yağlı, kıvırcık saçlarını sallayarak konuşan düşünürün dediği gibi, “Yolu batı edebiyatından geçen herkes bu meşhur distopyan romanlardan birisini okumuştur.” Continue reading Cesur Yeni Dünya ve 1984

Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Daron Acemoğlu ve arkadaşı yazar James Robinson “Neden bazı ülkeler zengin bazıları fakirdir?” sorusunu cevaplamaya çalışmışlar. Bunun için önce diğer teorilere aksi örnekler bulmuşlar (coğrafya olamaz, din olamaz, dil olamaz, kültür olamaz, ellerindeki teknoloji olamaz vs.) daha sonra da kendi teorilerini tarihsel sebepleri ile beraber açıklamışlar. Verdikleri cevap, “Ülkeleri zengin veya fakir yapan şey insanların kurduğu politik ve ekonomik sistemlerdir.” Continue reading Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Sisters Brothers (Sisters Kardeşler), Patrick deWitt

Kovboy filmlerini pek sevmesem de elime geçen her türlü kovboy çizgi romanını (Teksas, Tommiks, Tom Braks, Zagor, 1950’lerin Kovboyu Mister No ve tabii ki Red Kit) okumuşumdur o yüzden kitaba müspet bir önyargı ile yaklaşmıştım. Hatta Okuma Cemiyeti’ne çok uygun olduğunu düşünüyordum, lakin cemiyetteki kadın ağırlığından çekindiğim için önermemiştim. Bu bakımdan beni tatmin etse de Sisters Brothers bir kovboy romanı değil. Şöyle anlatayım: Sopranos (link) ne kadar mafya dizisi ise Sisters Brothers da o kadar kovboy romanı. Continue reading Sisters Brothers (Sisters Kardeşler), Patrick deWitt

Cat’s Cradle (Kedi Beşiği), Kurt Vonnegut

Kitabı kısaca soğuk savaş ve bilim, daha çok şeye sahip olma hırsı, dinlerin ve yasakların insanları kontrol etmek için kullanılması ve Kurt Vonnegut’un uydurduğu eğlenceli bir din ve dinin kendi kavramları hakkında diye özetleyebiliriz. Ve kitabı okumadan önce bu tanımı söyleselerdi kitabı bir oturuşta bitirirdim. Lakin yazarın fazlaya kaçan alaycılığı hatta okuru küçümsemesi, soğuk savaşın bitmiş olması yüzünden temalardan birinin anakronistik ve kadük kalması etkisini azaltıyor. Yine de sevmedim diyemeyeceğim. Continue reading Cat’s Cradle (Kedi Beşiği), Kurt Vonnegut

Norwegian Wood (Imkansizin Sarkisi), Haruki Murakami

Norwegian Wood (dilimize Fransızca ismindeki gibi “İmkansızın Şarkısı” olarak çevrilmiş) 1960’ların Tokyo’sunda ailesinden uzak, garip oda arkadaşıyla beraber bir üniversite yatakhanesinde yaşayan Toru Watanabe isimli bir talebe ve etrafındaki iki kadından müteşekkil aşk üçgeni hakkında bir kitap. Tabii zaman 60’lar olunca işin içine Beatles, cinsel bağımsızlığını kazanmış kadınlar, ucundan azıcık anti-emperyalist öğrenci hareketleri ve bol miktarda aşk de giriyor. Watanabe birçok Murakami karakteri gibi müziğe, edebiyata ve biraya meraklı yanlız bir delikanlı, birçok ergen gibi kafası karışık ve depresif. (Murakami okurken favori aktivitemin müzik dinlerken soğuk bir bira içmek olduğunu söylemiş miydim?) Continue reading Norwegian Wood (Imkansizin Sarkisi), Haruki Murakami

Netherland (Hollanda), Joseph O’Neill

Hans eşofmanı ve kocaman güneş gözlükleri ile Monika Lewisnky’yi görüyorsa biz de o zaman evli olan Ethan Hawke ve Uma Therman ile karşılaşırdık. Hans’ın kaldığı Chelsea Hotel’de bir komşusu Kuruçeşme’deki konserlerindeki Martin Gore gibi kanatlar takmış gelinlikli Türk Mehmet Taşpınar ise bizim de alt komşumuz olan gey çift kar yağınca teraslarında kardan kadın yaparlardı. Hans’ın çevresinde yanlızlığına ilaç olan kriket arkadaşları Amerika’daki yeni hayatlarında sürekli garip bir işlerin peşinde koşarken bizim birçok arkadaşımız kendilerine New York’a getiren havalı işlerini bırakıp o zaman dotcom denilen yeni internet şirketlerine veya hızla yükselen Nasdaq borsasına bodoslama dalmışlardı. Continue reading Netherland (Hollanda), Joseph O’Neill

47 Numaralı Kamara, Hikmet Hükümenoğlu

Roman başladıktan sonra bir DNA sarmalı gibi yavaş yavaş iç içe geçen iki ayrı hikayeden oluşmakta. Birinci hikaye şimdiki zamanda birinci şahıs tarafından anlatılıyor. Anlatıcı Murat son yolcuğunu yapan, cinayet romanı yazmaya oldukça müsait bir gemide İtalya’dan İstanbul’a giderken Hikmet Bey’in film haklarını satmış olduğu romanı Hikmet Bey ile birlikte yazmakta, aralarda da ufak ufak Merve’ye asılmakta. Üçüncü tekil şahıs veya herşeyi bilen tanrı/yazar stilindeki ikinci hikayede ise geçmiş zamanda 80’lerde bir sahil kasabasında Ali ve Ayşe isimli iki gencin yeni filizlenen aşkı anlatılıyor. Continue reading 47 Numaralı Kamara, Hikmet Hükümenoğlu