Diary of a Bad Year (Kötü Bir Yılın Güncesi), J.M. Coetzee

Asuman Kafaoğlu-Büke’nin kibarca parmak bastığı önemli bir şey kitabın önemli bir artısı: biz Türk okurlar ekseriyetle edebiyat okumayı boş insanların yaptığı gereksiz bir iş olarak gördüğümüzden “Edebiyat Dışı” olarak kategorize edilen kitapları almayı tercih ederiz. Coetzee’nın kitabı da yarısı edebiyat olsa da diğer yarısıyla boş vakitlerinde “belgesel izleyip kitap okuyan” Türk okuru için öğretici olabilecek denemelerden oluşuyor. Continue reading Diary of a Bad Year (Kötü Bir Yılın Güncesi), J.M. Coetzee

Alıklar Birliği (A Confederacy of Dunces), John Kennedy Toole

Kitaptaki başarılı ana karakterlerden birisi de dekadan bir üçüncü dünya başkenti havasındaki New Orleans şehri. (Şehrin 90’lardaki hali için: Günah Şehri New Orleans isimli sarapci.com yazısına bakınız.) Alıklar Birliği, New Orleans’ı James Joyce’un Dublin’i gibi detaylarıyla realist bir şekilde portre ettiği için orada (ve daha sonra bütün Amerika’da) kült statüsüne ulaşmış, hatta Ignatius’un kitabın en başında ufak bir isyan çıkardığı D.H. Holmes isimli dükkanın olduğu yerde bir heykelini dikmişler. Continue reading Alıklar Birliği (A Confederacy of Dunces), John Kennedy Toole

Dubliners (Dublinliler), James Joyce

…En ilginci James Joyce’un da aralarında olduğu İrlandalı oryantalistler üstlerindeki İngiliz etkisinden hoşlanmadıkları için İrlandalıların atalarının Doğu Akdeniz’den geldiklerini dolayısıyla İrlanda dilinin ve alfabesinin kökeninin Fenike olduğunu iddia ediyorlar. Hatta James Joyce bir yazısında “Dublin ve Istanbul’un asil ikiz kimliğinden” bahsediyor! Continue reading Dubliners (Dublinliler), James Joyce

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk

Kitabı sevenler özellikle son bölümlerinin çok etkileyici bulduklarını hatta yer yer gözyaşlarına hakim olamadıklarını söylemişlerdi. Ben ise okurken Pamuk’un “eski Türk filmlerinin bildik konularından bir roman yazarım ama öyle bir yazarım ki bir Orhan Pamuk romanı haline gelir” hedefiyle yazdığını düşündüm. Bunda ne kadar başarılı olmuş tartışılır ama hedef biraz megalomanca olmuştu. Megaloman dediysem hatırlatmak isterim ki o zamanlarda Orhan Pamuk’tan nefret etmek, onu vatanını satarak Nobel almakla ve Nobel almış olmasına rağmen bozuk gramlerle yazmakla itham etmek revaçtaydı. O da bunların üstüne gitmek istercesine (doğru da olsa) Nobel alan “ilk” değil de “tek” Türk yazarı olduğunu vurgulamayı severdi… Continue reading Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk

Gospel According to Jesus Christ (İsa’ya Göre İncil), Jose Saramago

It was not totally Saramago’s fault. Our timing was terrible. 43% of the book club members were depressed because of the financial crisis that began to shake the capitalist world. (Ironically, Saramago could have been feeling some schadenfreude at the same time.) 29% of the members had tardy arrivals because their business meetings ended very late, a bit unusual for a Ramadan day. Continue reading Gospel According to Jesus Christ (İsa’ya Göre İncil), Jose Saramago

The Mysteries of Pittsburgh, Michael Chabon

This is problem with slang, especially old (80’s) slang like this, the minute you step out of the relevant circles you begin missing out on the experience and it becomes difficult to distinguish the passé from the hip. The Mysteries of Pittsburgh (TMOP), the coming of age story of Art Bechstein is set in an era that is clearly defined by flamboyant details like knitted ties, white blazers, spandex and loop earrings. It also happens to be an era I could – however I would rather not – remember in the context of my teenage years. Continue reading The Mysteries of Pittsburgh, Michael Chabon

Mrs. Dalloway, Virginia Woolf

Şarapçı okumaya başladıktan bir süre sonra kitabın bir türlü kendisini sarmadığını anladı ve pakedin içinden kendi çöp poşeti de çıkan çekirdek ambalajından sonraki en iyi icad olan internetten kısa bir araştırma yaparken bir yerde bilinçakışı denilen (stream of conciousness) yazı tekniği hakkında ufak bir yazı buldu ve bu sayede bilinçakışı yöntemiyle yazılan diğer kitapların listesini incelerken hayatta yarım bıraktığı tek kitap olan Çıplak Şölen (Naked Lunch, William Burroughs), en sevmediği kitaplardan Açlık (Hunger, Knut Hamsun), okurken sevdiği ama şu satırları yazarken hiçbirşey hatırlamadığı Bozkırkurdu (Steppenwolf, Hermann Hesse) gibi kitapların hep bilinçakışının örnekleri olduğunu farketti. Aynı listede Ulysses‘i de görünce kendi kendi “acaba Hikmet Bey haklı mı?” dedi ve ürperdi. Continue reading Mrs. Dalloway, Virginia Woolf

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

Daha önce Virginia Woolf okumadım, Hours filmini izlemedim ama maço bir şekilde yanılmayan maço önyargılarım Woolf’un fazla delikanlı bir yazar olmadığını söylüyor. Tabii maço ve delikanlı bir şekilde “Maço delikanlıysan senin okuma klübünde ne işin var ulan?” diye sormanız da mümkün. Okuma cemiyetinin tamamı murahhas olan azalarının %75’inin kadın olduğunu da düşünürsek işim olmaması lazım. Sonuçta işin içinden çıkamadım, şeriatın kestiği parmak acımaz dedim ve Mrs Dalloway’i ivedilikle edindim.
Continue reading Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

Küçük Yalanlar Kitabı, Hikmet Hükümenoğlu

Lise yıllarımda düşünür Axl Rose beni kitapları kapaklarına bakarak notlamam konusunda uyarmıştı, Hikmet de daha direk bir şekilde daha kitabı elimde evirip çevirirken “sakın arkadaki yazıyı okuma” dedi. Uyardığı için daha dikkatli okudum tabii. Continue reading Küçük Yalanlar Kitabı, Hikmet Hükümenoğlu