Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Daron Acemoğlu ve arkadaşı yazar James Robinson “Neden bazı ülkeler zengin bazıları fakirdir?” sorusunu cevaplamaya çalışmışlar. Bunun için önce diğer teorilere aksi örnekler bulmuşlar (coğrafya olamaz, din olamaz, dil olamaz, kültür olamaz, ellerindeki teknoloji olamaz vs.) daha sonra da kendi teorilerini tarihsel sebepleri ile beraber açıklamışlar. Verdikleri cevap, “Ülkeleri zengin veya fakir yapan şey insanların kurduğu politik ve ekonomik sistemlerdir.” Continue reading Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Kağıthane’de Müşahitlik

4-5 kişi geride bekleyen burnu hızmalı esmer bir kadın işe geç kalacağını, dolayısıyla öne geçmek istediğini tebliğ etti. İkinci sıradaki kır saçlı güneş gözlüklü adam kendisinin de işe gideceğini, herkesin saygı içinde beklemesi gerektiğini – biraz da sert bir şekilde – söyledi. Hızmalı kadın ona sesini kesmesi ve işine bakmasını önerince kır saçlı adam kadını terbiyesizlikle suçladı. Kadın pişkince asıl terbiyesizin o olduğunu söyledi. Kavgayı ayırmaya gidip hızmalı kadına içeride kavganın yeni bittiğini lütfen sakin olmasını rica ettim, önündeki diğer adam kıkır kıkır güldü. Continue reading Kağıthane’de Müşahitlik

Politik Bir Cumartesi

Fetih evet gerçekten de hem bizim için hem de insanlık tarihi için önemli ama kutlamalar yapmak sorumluluğu bende olsa daha çok fetih zamanında İstanbul’un durumu, öncesinde sırasında ve sonrasında olanlar, o zamana kadar yapılamayan işi 19 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet’in nasıl başardığı gibi konulara odaklanırdım. Continue reading Politik Bir Cumartesi

Konuk Yazar Sio: Anneannem

Karadeniz’in karanlık, okyanusvari dalgalarına atlamayı onunla öğrendim. Çilekleri fidelere basmadan toplamayı, kara lahana yapraklarını tavuklara yavaş yavaş yedirmeyi de. Ereğli’nin yamacında, sınırsız denizin üzerinden gün batımını seyreden dört katlı bir evi vardı; en üst katta da kocaman bir teras. Continue reading Konuk Yazar Sio: Anneannem

Çünkü Burası Japonya (3/3) – Tokyo

Japonya’da bu hissi sürekli hissettim; sanki Japonya’nın ormanı, ağacı, evleri, içkileri, yemekleri, hediye kutuları, sokakları, kartvizitleri, hayvanları, dağları, taşları da insanlar gibi ruh sahibi varlıklar ve insanlar gibi hakettikleri saygıyı görüyorlar. Herhalde Japonya’yı en çok da bu yüzden sevdim. Continue reading Çünkü Burası Japonya (3/3) – Tokyo

Çünkü Burası Japonya (2/3) – Kyoto

Rehberimiz Nemo yine bağlantılarını kullanıp bize İçiriki Çaya isimli mekanı ayarladı. Burası muhtemelen Japonya’daki en meşhur “çayhane”. Hem Memoirs of a Geisha’nın kitabı ve filmi hem de 47 Ronin (Manga ve film) burada geçiyor. Çayhane dediysem, evet geyşalar “maça çayı” denilen yosunumsu Japon çayını ikram ediyorlar ama daha çok içilen şey sake (fermente edilmiş pirinçten yapılan meşhur Japon içkisi). Continue reading Çünkü Burası Japonya (2/3) – Kyoto

Çünkü Burası Japonya (1/3) – Kamakura

Özellikle Japonların Sakura dediği Kiraz ağaçlarının açma mesvimine denk getirdiğimiz Japonya seyahatimizin ilk günü 12 yıldır Japonya’da yaşayan Amerikalı rehberimiz Nemo’nun uyarısı ile başladı: “Bu hafta boyunca Japonya hakkında çok sorunuz olacağına eminim; sorularınızı elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım ama bazı soruların tek bir cevabı olacak: Çünkü, Burası Japonya.” Continue reading Çünkü Burası Japonya (1/3) – Kamakura

Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Churchill’in ünlü sözü – her ne kadar seçim kaybettikten sonra söylemiş de olsa – demokrasiyle olan sevgi-nefret ilişkimizi iyi özetliyor. “Demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Ondan önce zaman zaman denenmiş olan diğerleri hariç.” Antik Yunan döneminde bile demokrasiye çok çeşitli suçlamalar yöneltilmiş. Continue reading Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Khan Academy ve MOOC’lar

İbrahim Tatlıses’in meşhur bahanesi zamanı için ülkemizdeki sosyal eşitsizliği göstermesi açısından çok önemliydi. Başını kaçıranlar için özet: fenomen sanatçımız İbrahim Tatlıses katıldığı bir programda eğitimi sorulduğunda, “Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi?” diye cevap vermişti. Konuyu araştırırken o programı da buldum, popüler kültürü düzeltelim, “Urfa’da Oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” demiş. Continue reading Khan Academy ve MOOC’lar