Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Churchill’in ünlü sözü – her ne kadar seçim kaybettikten sonra söylemiş de olsa – demokrasiyle olan sevgi-nefret ilişkimizi iyi özetliyor. “Demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Ondan önce zaman zaman denenmiş olan diğerleri hariç.” Antik Yunan döneminde bile demokrasiye çok çeşitli suçlamalar yöneltilmiş. Continue reading Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Khan Academy ve MOOC’lar

İbrahim Tatlıses’in meşhur bahanesi zamanı için ülkemizdeki sosyal eşitsizliği göstermesi açısından çok önemliydi. Başını kaçıranlar için özet: fenomen sanatçımız İbrahim Tatlıses katıldığı bir programda eğitimi sorulduğunda, “Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi?” diye cevap vermişti. Konuyu araştırırken o programı da buldum, popüler kültürü düzeltelim, “Urfa’da Oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” demiş. Continue reading Khan Academy ve MOOC’lar

Şikayetperver Koşucu: Avrasya 2013

8 km olanı televizyonlarda gördüğümüz herkesin Boğaziçi Köprüsü’ne çıkıp köprüyü sallamak suretiyle sağlamlığını kontrol ettiği koşu. Bu, koşudan ziyade bir karnaval gibi. Mangalınızı, yumurtanızı, dolmanızı, tavlanızı getirip köprü üstünde piknik yapıyorsunuz. İlerki senelerde bu kısmın yasaklanacağını veya disipline olacağını tahmin ettiğimden bunları yapmak isteyen okurların gelecek senekine muhakkak katılmalarını öneririm. Continue reading Şikayetperver Koşucu: Avrasya 2013

Connecting Rebellion

The program’s format goes like this: first you play a song from say Iron Maiden, let’s suppose you play Hallowed Be Thy Name, a song about a man on his way to the gallows. To proceed to the next song, the DJ has to find a connection to another artist. Let’s also assume that you have a schizophrenic taste of music and you are also fond of Michael Bolton’s How Am I Supposed to Live Without You. This is a song about a man who doesn’t know how he’s supposed to live without her. Continue reading Connecting Rebellion

Protest Music from Gezi Park

In this case when I say Protest Music I mean something else. I’m adding some videos below which are all about the protests but would not be filed under this genre. Maybe it can be said that just like the people, music genres are also uniting to protest against the PM and his government during the Summer of 2013. Continue reading Protest Music from Gezi Park

People’s Republic of Taksim

The Gezi Park was packed, and it looked like a carnival. There were street vendors selling all sorts of food, guitar players with cigarettes in their mouths with the ash almost falling onto their laps, people dancing the halay, voracious readers reading in dim light, a tattoo maker with a sign that said, “Ataturk’s signature tattooed with henna”, more people dancing the halay, people singing songs by Zulfu Livaneli (a popular leftwing singer from the 90’s), people sleeping to get prepared for the long night, occupiers on cleaning duty going around with huge trash bags, a lot of people taking photos and even more people dancing the halay. Continue reading People’s Republic of Taksim

The Teargas Revolution

I can see a growing interest from the rest of the world regarding the anti government (i.e. anti Prime Minister Tayyip Erdoğan) demonstrations in Turkey. But the real perplexing thing for us Turks is that the demonstrations have mobilised a previously numb and apolitical fraction of the society. Continue reading The Teargas Revolution

Amsterdam’da Pantolon ve Koşu Ayakkabısı Alışverişi

Ayakkabılarımdan memnun olmama rağmen meraktan bilimum testleri yapmaya karar verdim. Önce ayaklarınızın kenarlarına ufak mavi noktalar koydu, sonra ayaklarımı bir kutuya sokturup 3 boyutlu scan etti. Scan sonunda ayaklarımın tam olarak numarasını ve daha önemlisi genişliğini belirledi. (¨Kocam dışarıda bekliyor Doktor Bey¨ fıkrasını bilenler bilmeyenlere anlatsın.) Continue reading Amsterdam’da Pantolon ve Koşu Ayakkabısı Alışverişi

Schalke 04 – Galatasaray (12 Mart 2013), Gelsenkirschen

Gördüğümüz tek kavga birbirleriyle Almanca konuşan iki Türk arasında çıktı. Dönüş otobüsünde Schalke’li arkadaşıyla gelen GS formalı adam birilerine ¨Hakem de sizi tuttu¨ demiş, yanımızdaki genç irisi celallendi ve 5-6 metre mesafeden bağırmaya başladı. Neyse ki başka Almanca konuşan delikanlılar araya girdiler de sakinleşti. Sonra da sağolsun kavgayı kendisi bizlere tercüme etti. Continue reading Schalke 04 – Galatasaray (12 Mart 2013), Gelsenkirschen