Öykü: Hafize (Levend)

Anahtarını kilide soktu, çevirirken içerden annesinin sesi geldi:“Kim o?” Kim olacaktı ki? Eve en son kim gelmişti de her girişinde ayni lafı duyuyuodu? Babacığını kaybettikleri o yaz gününden beri Hafize’den başka kapıyı çalan bile olmamıştı anahtarla açmak bir yana. Cevap vermedi annesine. “Kim o?” dedi tekrar Sirayegül Hanim. “Benim” dedi bu sefer. “Kim olacak, benim.” Continue reading Öykü: Hafize (Levend)

Uzun Mesafe Koşu Tavsiyeleri (1/3)

Arkadaşlarıma koşuya başlama konusunda yardım ederken herkese aynı şeyleri anlattığımı farkettikten sonra ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. En azından burayı okuyan başkaları da tecrübelerimden faydalanır. Ama önce bazı önemli uyarılar: doktor değilim; koşu antrenörü değilim; bu yazıyı kitaplardan, bloglardan ve web sitelerinden öğrendiklerimi kendi üzerimde denedikten sonra bir amme hizmeti olarak yazıyorum. Continue reading Uzun Mesafe Koşu Tavsiyeleri (1/3)

Şikayetperver Koşucu: Runtalya 2012

Finişi görünce ve etrafı reklam panoları ile çevrili resim çekenlerin olduğu kısma varınca Can ile birbirimizi doldurup depara kalktık. Yarışın tamamını değil de sadece bu kısmını seyreden birisi olsaydı bizi müthiş rekabet içerisindeki Etiyopyalı ve Kenyalı iki atlet sanabilirdi (tabii rengimiz nispeten açık olduğu için bayağı keko birisi olması lazım). Continue reading Şikayetperver Koşucu: Runtalya 2012

250 Kelimelik Yalakalık: The Sopranos

Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik. Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş. Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş. Continue reading 250 Kelimelik Yalakalık: The Sopranos

Şikayetperver Koşucu: Bu Kaçıncı Avrasya Koşusu?

Kabataş’ta birden önümüzde bir teyzenin koşmakta olduğunu farkettik. Teyze dediysem basbayağı teyze idi kendisi. Üstünde kahverengi başortüsü, deri bir ceket, elbise, elbisenin altında bir eşofman, kösele tabanlı ayakkabılar ve omzuna asılmış devasa bir siyah çanta vardı. Bayağı da hızlı gittiği için bir süre önümüzde kaldı. Sinan’a keşke makinamız olsaydı da çekseydik derken… Evet, elinde makinasıyla bir genç belirdi ve “hemen çekeyim” deyip bizim resimlerimizi çekti. “Yok bizi değil, şu teyzeyi çeker misiniz, hatıra olsun” dedim. Continue reading Şikayetperver Koşucu: Bu Kaçıncı Avrasya Koşusu?

Uçak Yolculuğu ve Teknoloji

Sonuçta Lufthansa ile uçuyordum ama yine de bavul bırakma kontuarını bulamadığımdan bir insanla konuşmak zorunda kaldım. Sağolsun hanımefendi bana bir sürü insanın sırada beklediği bir elektronik kontuar gösterdi. Ama “Sayın fraulein ben insanlarla konuşmadan sıra beklemeyi de minimize ederek kapıya gitmek için onlaynçekin yapmıştım” desem de (bilmeyenler için onlaynçekin’in almancası Onleincheckin) akıbetim değişmedi. Bir an elimdeki bavulu İstanbul – Bodrum uçağındaki herkes gibi yanıma alıp ağıla öküz tıkar gibi terleye terleye yukarıdaki dolaplara tıkmayı düşündümse de 2 metre boyunda Lufthansa hosteslerinden ve yeşil kıyafetli Alman otoritelerinden korktuğum için hemen vazgeçtim. Continue reading Uçak Yolculuğu ve Teknoloji

Taze Babalara Öğütler – Lohusa Blues

Uyduruyosam en adiyim, bir seferinde de suyu zaten bir önceki kalkışımda getirdiğimden ve bardaktaki su henüz buharlaşmamış olduğundan karım su isteyemedi. Rüyamda şutu çekmişken top havadayken sarsarak uyandırdı (rüyamda rakip defans oyuncusu omuzu koydu) ve “Salona bir gidip bakar mısın, orda mıyım?” diye sordu. “Hay hay” dedim, uykum kaçmasın diye gözlerimi açmadan salona gittim baktım. Salonda yoktu. Continue reading Taze Babalara Öğütler – Lohusa Blues

I Nostri Antenati (Atalarımız), Italo Calvino

Tercümanlar kendileri aralarında konuşurken “Savaş sakatı adam arkasındaki üçlem tablosunun anıştırdığı duyguları kafasından silmeye çalışarak karşısındaki kadının pürüzsüz teninin üstündeki parmaklarını tırmanır gibi devindiriyor, temasın yarattığı kösnül hislerin sonucunda kanında belli belirsiz bir devinim hissediyordu” gibi cümleler kuruyorlarsa diyecek birşeyim yok. Ama bu kelimeleri sadece tercümelerinde kullanıyorlarsa bize de yazık değil mi? Continue reading I Nostri Antenati (Atalarımız), Italo Calvino

7 Blog Memi

Konumuza dönecek olursak, favori blogcularımın bazıları (divadeiwob, imge, ludmilla) sarapci.com’u en sevdikleri 7 blog arasında saymışlar. Bu durumda benim de teamüllere uyup kendi seçimlerimi yazmam gerekir. Blogları keşfediş sırama göre ve aktif yazarlardan (seri katil olamayacakları eleyerekten) seçerek aşağıya diziyorum, buyrunuz. Continue reading 7 Blog Memi