Kalimnos (Kalymnos, Kilimli) Adası

Kalimnos süngercilik ve dağcılık sayesinde alelade bir ada değil ama yine de günümüz seyyahları Yunan adalarına daha ziyade deniz için gidiyorlar. Biz de deniz, esinti, sükunet, güzel yemek ve içecek sunan sevimli insanlar için gittik. Continue reading Kalimnos (Kalymnos, Kilimli) Adası

Bir Yunanistan Yazısı Daha

3-5 sene önce birisi Yunanistan’ı öven bir yazı yazdı mı turizm milliyetçileri “Zaten aynısı olan ülkende tatil yapsana, neden Yunana para kazandırıyorsun?” diye çıkışırlardı; fakat milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan 2017 yazında artık onların bile Yunanistan’a gitmeye başladığını görüyorum. Continue reading Bir Yunanistan Yazısı Daha

Hammersmith Bira Turu

Londra’da oturan arkadaşlarım Ailebabası, Mızmız ve Pasif ile her sene yaptığımız bira turlarının birincisini ben yazmıştım, ikincisini ise Mızmız. Arada başka bira turları da oldu onları ya yazamadım ya da başladım ama yarım kaldı.  Bu vesile Hammersmith’teki 3 bira turunu birleştirecek bir yazı ile bira turu günlüklerini güncelliyorum. Continue reading Hammersmith Bira Turu

Lizbon ve Gulbenkian

Kalust Gülbenkyan’ı (Calouste Gulbenkian) ilk duyuşum uzun zaman önce bir gazete yazısında olmuştu. Türkiye’nin çıkardığı bürokratik zorluklar sonucunda Irak petrollerinden kazandığı paralarla kurduğu koleksiyonuna Lizbon’da müze yaptırmaya karar vermiş bir Osmanlı Ermenisi olduğunu hatırlıyordum. Continue reading Lizbon ve Gulbenkian

Amsterdam’da Pantolon ve Koşu Ayakkabısı Alışverişi

Ayakkabılarımdan memnun olmama rağmen meraktan bilimum testleri yapmaya karar verdim. Önce ayaklarınızın kenarlarına ufak mavi noktalar koydu, sonra ayaklarımı bir kutuya sokturup 3 boyutlu scan etti. Scan sonunda ayaklarımın tam olarak numarasını ve daha önemlisi genişliğini belirledi. (¨Kocam dışarıda bekliyor Doktor Bey¨ fıkrasını bilenler bilmeyenlere anlatsın.) Continue reading Amsterdam’da Pantolon ve Koşu Ayakkabısı Alışverişi

Schalke 04 – Galatasaray (12 Mart 2013), Gelsenkirschen

Gördüğümüz tek kavga birbirleriyle Almanca konuşan iki Türk arasında çıktı. Dönüş otobüsünde Schalke’li arkadaşıyla gelen GS formalı adam birilerine ¨Hakem de sizi tuttu¨ demiş, yanımızdaki genç irisi celallendi ve 5-6 metre mesafeden bağırmaya başladı. Neyse ki başka Almanca konuşan delikanlılar araya girdiler de sakinleşti. Sonra da sağolsun kavgayı kendisi bizlere tercüme etti. Continue reading Schalke 04 – Galatasaray (12 Mart 2013), Gelsenkirschen

Sosyete Monopoly Temalı Bira Turu (Mızmız Organizatör)

Daha once vurguladigimiz uzere, bizde malesef 22 sokak/semt + 4 tren istasyonuna esdeger sayida birahane ziyaret edip, her birinde yarimsar pint’lik bira icecek ne zaman var, ne sabir, ne de kondüsyon. Her ne kadar ilk bira turumuzda her duragimizda yarim pint yerine bir tam pint icmis olsak ve bazi istirakciler biralarini votka shot’larla takviye etmekte israrci davranmis olsalar da (bkz. Ailebabası Organizatör) o bira turunda takriben 5 saat zarfinda hepi topu 7 birahane ziyaret edebildigimiz dusunulunce, Monopoly bira turunu kendi gerceklerimize uyarlamamiz gerektigi asikardir. Continue reading Sosyete Monopoly Temalı Bira Turu (Mızmız Organizatör)

1. Geleneksel Londra Bira Turu

The Swan’ın özelliği zamanında Hyde Park’ta asılan hükümlülerin son içkilerini içtikleri mekan olmasıydı. Bir başka özelliği de bira alma sırasının bana gelmiş olması. Barmene 4 bira 4 tane de susatıp içki miktarını arttırma amacıyla yenmesi bir gelenek olan ekşi krema ve soğan aromalı cips söyledikten sonra arkadaşlarımdan birisinin 192 boyunda, 99 kilo olduğunu ve ivedilikle sarhoş olmak istediğini fakat çok dayanıklı olduğundan biranın kesmediğini iddia ettiğini dolayısıyla bardağına bir ölçek votka eklemesini rica ettim. Barmenin gözeleri ışıldadı ve “O zaman iki ölçek votka!” deyip itiraz etmeme izin vermeden votkaları boşalttı. Continue reading 1. Geleneksel Londra Bira Turu

Malaga

Malaga’nın ara sokaklarından yürürken El Pimpi isimli çok hoşuma giden bir lokantaya girdik. Keşke yemek saati olsaydı da yemeklerini de tadabilseydim diye düşündüm. Birbirine bağlı birçok odadan oluşan ve her tarafından tarih akan bir lokanta burası. Bina eskiden bir rahibe manastırıymış. Lokantanın dip odalarında şarap fıçılarının üstüne meşhur kişiler tebeşirle imzalarını atıyorlar, Banderas ile tek bağlantımız da o imzası oldu. Lokantanın iki girişi var, iddiaya göre bunun sebebi eskiden paralarını içki ve eğlenceye yatıran borçlu kişilerin borçverenlerinden rahatça kaçabilmeleri içinmiş. Alacaklıların arka kapıya dikecek bir adamları yok muydu yahu? Continue reading Malaga